Giresun Belediye Başkanı Av. Aytekin Şenlikoğlu, geçtiğimiz günlerde belediye sosyal tesislerinde gazetecilerle kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi.
Bol monolagla ve psikolojik-sosyal açıdan araştırılmaya muhtaç tek kişilik oyunlarla geçen ilkokul yıllarımdan sonra; ortaokul ve lise yıllarım: 'okulsuz toplum' fikriyatımın temellerinin atıldığı bireysel öğrenme ve araştırma güldülerimi tatmin etmekle geçti. Ki 1925 Aralık ayında doğmuş olsam sevgili Ivan Illıch yerine benim eserlerimi Dünya Perspektifleri Dizisi'nde yayınlarlardı. O kadar çok inanıyorum 'okulsuz toplum' fikriyatına. 1980 sonrası doğmanın halihazırda hiç bir yararını görmemem üzücü.
Lise yıllarımda tarihi dokusu ve ruha sirayet eden sessizliği ile insanı büyüleyen Damat İbrahim Paşa kütüphanesinde tanıştım: Erzurumlu İbrahim Hakkı efendi ile. Marifetname, ilk zamanlar hiç anlamasam da konusu itibari ile cezbetmişti beni. Elimden hiç düşürmedim. Sureti asıl olana tercih ediyormuş kaygısından dolayı belli dönemlerde çok fazla ilgilenmedim, o kadar.
Fizyognomi ilmine ilgim o yıllara ve üstadın mükemmil eserine dayanır. Tavsiye ederim, karpuz seçmek kadar basit hale getirebiliyor sosyal yaşam ve iletişim dizaynını...
Asıl konudan uzaklaşmamak ve bir başka yazımda konu etmek için Marifetname ve fizyognomi'yi bir kenara bırakıp ilinti kurmak istediğim meseleye doğru seri birkaç adım cümlesi kurayım sonra herkes istediği yoldan anlayacağını anlasın...
Kompulsiyon, takıntılı ruh halinin sonuçlarını yani oluşturduğu sıkıntılı durumu ortadan kaldırmak için kişinin kendini kendine yapmak zorunda hissettiği ritüellerdir. -Ritüel ifadesi, düzenli aralıklarla yapıldığı için yerinde seçilmiş bir kelime oldu- Takıntılar insanın işini daha iyi yapmasını sağlıyorsa; sosyal uyumunu zora sokmuyor, kendini ifade etmekte bir yöntem oluyorsa sıkıntı yok. Lakin bunların zıddı ile hemhal ediyorsa insanı, o zaman müdahale mühim.
Giresun Belediye Başkanı Av. Aytekin Şenlikoğlu geçtiğimiz günlerde belediye sosyal tesislerinde gazetecilerle kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi.
Davete icabet ettik bizde. 'Ne bakıyon' savaşlarının yaşanmayacağı nezih bir ortam olduğu için ilmi fizyognomiye ait candan etmeyecek kadar bilgiyi teferruatlıca kullanma fırsatım oldu. Muhatabım Sayın Şenlikoğlu. Gözüm farklı birkaç kişiye kaymadı değil ama önemsiz. Güven veren ses tonu, ikna edeci jest ve mimikleri, göz kontağı ile hissettirdiği saygın karakter özellikleri, ilk dikkat çekici yönleri idi. Kendisini dinletmek için yeterliydi ve dinlemeye devam ettim. Notlarımı beyin temelli öğrenme modeli zihin haritaları ile aldım, yoğun dikkat başka türlü mümkün değildi çünkü. İlk intibalardan sonra dikkatimi yazı başlığının ilhamı kitapçık aldı. Sayın başkan - artı eksi küçük bir değişkenlik gösterebilir- kaçırdığım yerler hariç 30 defa kitapçık dedi. Seçim vaatlerini ve icraatlarını elindeki kitapçıktan sundu. 'Derslerini çalışmamış komik adamlar' diye ifade ettiği muhataplarına 'kitapçığı' adres gösterdi. 'Havadan üfürenler' diye seslendiklerine 'kitapçığı okuyun öyle konuşun' dedi.
'Kitapçığın' elimizde olmaması beni çocukluk yıllarıma götürdü. Monolog halinde birkaç kez kendi duyacağım şekilde mırıldandım 'bizde niye yok bu kitapçık' diye. Uzaduyuma bir kez daha inandıracak şekilde eş zamanlı olarak 'bir dahaki toplantıda gazeteci arkadaşlara da verelim incelesinler' ifadesini kullandı. Epifiz bezinin az çalıştığı saatlere denk gelse de başkanın telepati ile anında cevap vermesi 'evet, ama yetmez' dedirtti. Ses tonundaki güven, ve sorduğu akıllıca sorularla bir anda dikkatimi çeken bir gazetecinin 'defaatle aynı şeyleri söylüyorsunuz... nedir bu belgeler?' içerikli sorusu aynı anda 5 ila 10 bin hücresi birbirine sinyal gönderebilen vasat çalışır durumdaki beynime acabalı 'kampulsiyon' kelimesini getirdi.
Kalemi ve kelamı seven beklentilerini küçük tutan bu fakir sonra tekrar çocukluğuna döndü ve monolog halinde;
'galiba başkan diğer seçim aday değil, dalçık seçime yakın ancak başlar, güncel olmayan muhteşem kitapçık, havadan üfleyenler, 1/4' ü 10.600 metrekare eden arazinin tamamı kaç metrekare eder? diye diye muhteşem manzarası bir ömre bedel kadim şehrin kalesinden yavaş yavaş aşağı süzüldü.
'Pasif ve başarısız' diyen adamın toplantısına da bir 'Marifetname' çıkarması yapalım mı ne dersiniz?
Yalçın Meşe
Yorumlar